Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 64 görüntülenme )

Hem Osmanlı Hem Cumhuriyet'te... İSYANCILARIN AKP İLE NE İLGİSİ OLABİLİR...

Suikastı herkes biliyor ama peki ya tetikçiler...
CİZRE İSYANCILARININ AĞABABALARI 

İlk Botan isyanları 1806’da çıktı ancak bunların da ayrılıkçı siyasi yönü yok; Bağdat valiliğine gelmek isteyen Bedirhanların makam hırsı, para ve güç hırsı gibi bir şey olmuş o isyanlar…
 
Osmanlı devrinde, 1877 Osmanlı-Rus savaşına katılan Osman ve küçük kardeşi Hüseyin Kenan Bedirhan 1878’de Botan yöresinde bir ayaklanma çıkarmış. Bu olaya Osmanlı’daki isyan süreçlerinde pek rastlanmıyor, kayda geçmemiş gibi, belki de önemli görülmemiş olabilir. Daha ziyade siyasi Kürt hareketine sözcülük edenlerce öne çıkarılmış…
 
İsyan şöyle; Osman ve Hüseyin Kenan Bedirhan topladıkları silahlı adamlarla Şirvan’a gitmiş, bölgenin etkili ismi İsmail Bey’le ayaklanma konusunda görüşüp ondan ve diğer birçok Kürt ağasından destek almışlar. Osmanlı’nın haberleşmesini sekteye uğratmak için telgraf hatlarını kesmişler. Daha sonra yöreye askeri güç gönderilince Kürt kuvvetleri dağılmış, tutunamayan Osman ve Hüseyin Beyler Cizre’ye çekilmiş. Bir başka Bedirhanoğlu Bahri Bey aracı olunca, yakalanmış ve İstanbul’a gönderilmişler .
 
Bu olay yaşandı mı yoksa olduğundan fazlası mı anlatılmış, bunu bilemiyoruz ama Osman ve Hüseyin Kenan’ın Bedirhan Bey’in oğulları olduğunu biliyoruz.
 
1889’da(kimi kaynaklara göre 1899’da) Emin Ali ve Mikdat Bedirhan bir başka ayaklanma girişiminde bulunmuş…
 
Olay şöyle; Botan’da bir isyan çıkartmak amacıyla her iki Bedirhan İstanbul’dan Trabzon’a gelir. Oradan Cevizlik’e geçer. Önceden kararlaştırıldığı üzere Kürt güçleriyle buluşma sağlanır. Birlikte Cizre’ye geçecekleri sırada Bayburt yakınlarında Osmanlı güçleriyle karşı karşıya gelirler. Tutunamazlar ve Ergani Madeni dağlarına çekilirler. Takviye kuvvetlerin gelmesiyle iki kardeş teslim olmak zorunda kalır. Hepsi bu.
Emin Ali ve Mikdat, Bedirhan Bey’in oğullarıdır.
 
1899’da bir garip Bedirhan olayı yaşanır…

Malmisanıj’ın anlatımına göre Bedirhanilerin yazıp imzaladığı ama içeriğinin ne olduğu bilinmeyen bir kağıt parçası devlet yetkililerinin eline geçince bu kez Ali Şamil, Emin, Murat, Hasan ve Kamil Bedirhan tutuklanırlar. Bir süre Taşkışla’da kaldıktan sonra, başkalarıyla görüşmeleri yasaklanarak Bab-ı Zaptiye tutukevine gönderilir ve orada üç ay kalırlar. Kendilerini savunmak için Kont Ostrorof’u avukat tayin edince, Sultan II. Abdulhamid yönetimi davaya bir yabancının müdahil olmasını istemez onları serbest bırakır.
Bu olayda ismi sayılanların tamamı Bedirhan Bey’in oğullarıdır.
 
Bedirhanların adı adli asayiş olaylarında da geçer…
 
1906’da Üsküdar Belediye Başkanı(Şehremini) Rıdvan Paşa’nın birkaç Kürt tarafından öldürülmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle Ali Şamil Paşa, yeğeni Abdurrezzak Bedirhan ile birlikte tutuklanmış ve Mekke vapuruyla Trablusgarp’a sürgün edilmiş.
 
Sultan II. Abdulhamid bununla yetinmemiş Rıdvan Paşa’nın öldürülmesinden dolayı Ali Şamil Paşa ve Abdurrezzak Bedirhan’la akrabalık, dostluk veya hizmet arkadaşlığı nedeniyle yakından uzaktan ilgisi olan tüm kişilerin yakalatmış. Bunun üzerine, içlerinde 39 subay ile bazı çavuş ve başçavuşların da bulunduğu askerlerin bazıları Yemen’e, diğerleri İşkodra’ya sürgün edilmiş. Emin, Esad, Ahmet ve Abdullah adlı kişiler ise idama mahkum edilmiş.
 
Bazı kaynaklara göre, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Emin Ali Bedirhan ve oğullarından Süreyya, Celadet ve Kamuran hakkında da ölüm kararı verilmiştir.
 
Gerçekten de Rıdvan Paşa’yı bir Bedirhan öldürmüştür. Bu cinayet, Emin Ali Bedirhan’ın oğlu Süreyya tarafından doğrulanmıştır.
 
Süreyya Bedirhan, Rıdvan Paşa olayı ardında yatan gizemi şöyle çözüyor;
‘Bedirhanilerin son ferdiyim. 1947 yılından beri Paris’te bulunuyorum. Paris Üniversitesi’nin Yaşayan Diller Okulu Kürt Dili ve Edebiyatı Kürsüsü profesörüyüm. Yaşım 73. 1895’te Şam’da dünyaya gelmişim. Küçük yaşta ailemle birlikte İstanbul’a yerleştim ve tahsilime burada başladım. Eski adı Mekteb-i Sultani olan Galatasaray Lisesi’nde bir süre okudum.
 
Ailemizden birisi, bir husumet dolayısıyla İstanbul Şehremini Rıdvan Paşa’yı öldürdü. Bunun üzerine Bedirhanlar, Padişah Abdulhamid tarafından sürgüne gönderildik. Bu yüzden tahsilimi yarıda bırakmak zorunda kaldım. 1908’de, 2’nci Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul’a geri döndük.’
 
İşte Bedirhanoğullarının durumu bu ama hepsi bu değil. Bu ana kadar anlatılanlar daha ilk yıllar; bundan sonrasında 1908 2. Meşrutiyet var, Birinci Dünya Harbi var, 1918 Mondros, 1920 Sevr vakaları var, kurtuluş savaşı var, Cumhuriyet var ve hepsinde de BEDİRHANOĞULARI yine var…
 
Buraya kadar anlatılanlar Bedirhanoğulları hakkında genel bir bilgi verebilmek içindir.
 
Olayların ve işin özeline inildiğinde, açığa çıkacak sırlar bizi bugünkü Türkiye’ye ve karşı karşıya kaldığı güncel sorunlara taşıyacaktır çünkü sorunun kaynağında olanların çıkış noktası işte bu anlatılanlardır…
 
Diyeceksiniz bunun AKP ile ne ilgisi var?
 
Mesela Cüneyt Zapsu siyaseti…
 
Mesela HALİDİ tarikatı ve cübbeli Ahmet siyaseti…
 
Mesela PKK ve türevlerinin siyaseti…
 
Zaten mesele de bu; aralarındaki bağı ortaya çıkarmak!

Çıkacak...

 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

STALİN TÜRKİYE'DEN NE İSTEDİ, PUTİN ŞİMDİ NE İSTİYOR? PKK Göründüğü Gibi Değil! "PKK BU PARAYI NEREDEN BULUYOR" İşte Gerçek... PYD'YE CANLI BOMBA!

Bakmadan Geçme!

KAPAT
ÖZAL da "Çözüm Süreci" Dedi Ama Bakınız Ne Oldu?