Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 360 görüntülenme )

İnkilaplarımız: Eğitimde Birlik (Tevhidi Tedrisat Kanunu)

İşte eğitimi çağdaş hale getiren inkilabımız..

Tevhidi Tedrisat Kanunu

Cumhuriyetin ilanından sonra hızla devam eden çağdaşlaşma hareketlerinden biri de Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunun çıkarılmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan bu kanun ile ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaletine (Milli Eğitim Bakanlığı’na) bağlanması sağlanmıştır. Böylelikle eğitimde birlik sağlanmış ve eğitimin kötüye kullanımının engellenmesi amaçlanmıştır.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine bakıldığında, diğer kurumlar gibi eğitim kurumları da büyük bir çöküntü içinde idi. Osmanlı Devleti'ndeki eğitim kurumları olan medreseler, kuruluş ve yükseliş dönemlerinde gerek eğitim kadrosu, gerekse programları bakımından çok ileri bir seviyedeydi. Fakat 17. yüzyıldan itibaren, devletin diğer kurumlarındaki gerilemeye paralel olarak eğitim kurumları da gerilemiştir.

Devletin yıkılışını önlemek amacıyla yapılmaya başlanan yenilikler çerçevesinde, eğitim kurumları da yeniden düzenlendi. 18. yüzyılın sonlarında ordunun subay, teknik eleman ve doktor ihtiyacını karşılamak üzere, çağın gereklerine uygun okulların açılmasına başlandı. Tanzimat Dönemi'nde, askerî okullardan başka, Avrupadakilere benzer modern eğitim kurumları açıldı. Medrese ve modern devlet okulları dışında, kendi dillerinde eğitim yapan azınlık ve yabancı okulları da vardı. Bu okullarda okutulan farklı dersler sebebiyle ayrı duygu ve düşünce, değişik kültür ve davranışa sahip insanlar yetişti. Bu uygulama, ülkede millî kültürün gelişmesine büyük ölçüde engel olmaktaydı. Bu sebeple millî bir kültür oluşturulamıyordu.

Kurtuluş Savaşı'nın amacı millî birliğin sağlanması ve çağdaşlaşma olduğu için, Osmanlı eğitim sistemi devam ettirilemezdi. Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal, eğitim konusunda da çalışmalara başlamıştı. 16 Temmuz 1921'de yaptığı bir konuşmada millî kültürün önemi ve gerekliliğinden bahsederek, eğitim ve kültür konusundaki bölünmüşlüğün kaldırılmasını savundu. Osmanlı Devleti'nde var olan, mektep-medrese ayrımının kaldırılacağını söyledi. Eğitimin yaygınlaştırılarak bilgisizliğin yok edilmesi gerektiğini vurguladı.

1 Mart 1923’te TBMM üçüncü yılı açılışında yaptığı konuşmayı büyük ölçüde eğitim konularına ayıran Mustafa Kemal; “ülke çocuklarının birlikte eğitim ve öğrenim görmek zorunda olduğunu, öğrenim birliğinin ülkenin ilerlemesi için büyük önem taşıdığını, bu nedenle "Şeriye Vekaleti ile Maarif Vekaletinin" işbirliğine varmasını gerektiğini” ifade etmiştir.

Bu görüşler ışığında 2 Mart günü Halk Fırkasının grup toplantısında 3 ayrı yasa tasarısı hazırlandı. “Şeriye ve Evkaf Vekaletinin lağvı ve Diyanet Reisliğinin teşkili” hakkındaki kanun müzakereleri kabul olunduktan sonra Tevhid-i Tedrisat yasa tasarısı Saruhan Mebusu ve Maarif Vekili Vasıf Bey ve 57 arkadaşının imzasıyla gündeme getirildi. Kanunun gerekçesi şu sözlerle ifade edilmişti: “Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder”.

Tasarı ertesi gün meclise sunuldu. 429 sayılı Şeriye ve Evkaf Yasası’nın kabulünden sonra Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 3 Mart 1924 günü TBMM Genel Kurulunda 430 Kanun Numarası ile kabul edildi.

Bu kanunun kabulünün ardından medrese eğitimlerine de son verilmiştir. Lisansüstü seviyesinde eğitim veren iki yıllık “Medrese-i Süleymaniye” yerine 1924 yılında İstanbul Dârülfünununda bir İlâhiyat Fakültesi kuruldu.

Hem İlahiyat Fakültesi’ne altyapı oluşturmak hem de imam ve hatip yetiştirmek için 1923-1924 öğretim yılında ülkenin değişik yerlerinde 29 imam hatip okulu kuruldu.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü sonucu askeri idadiler liseye çevrildi. Ancak askeri okullar 1925 yılında çıkarılan bir yasa ile yeniden Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandılar.

Atatürk’ün daha savaş yıllarında düşündüğü eğitim reformu sayesinde Türkiye çağdaş bir eğitim hizmeti vermeye başlamış ve yeni nesillere ışık tutarak ülkemizin kalkınmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat son yıllarda eğitim sisteminde yapılan sürekli değişiklikler eğitim sisteminin olumsuz yönde etkilenmesine, öğrencilerin yeterli eğitim alamamasına neden olmaktadır. Kesintisiz eğitimi kademelendiren, dördüncü sınıftan itibaren açık öğretim ve meslek eğitiminin önünü açarak zorunlu eğitimi dört yıla düşüren ve uzun süre tartışma konusu olan 4+4+4 sisteminin yanlışlığı fark edilmiş ve bu sistemden vazgeçilmiştir. Bu deneme süresinde eğitim gören öğrencilerimiz ise adeta denek olarak kullanılmış ve yetersiz eğitim almalarına neden olunmuştur.

Bir diğer husus da son yıllarda eğitim müfredatında din eğitimlerinin içeriklerinin arttırılmasıdır. Müfredatta yer alan ders kitaplarında dinsel öğelerin artması, cinsiyet ayrımı gibi unsurlar çok tartışılmış ve eleştirilmiştir.

Seçmeli ders konusunda değişiklikler yapan bakanlık seçmeli Osmanlıca dersini gündeme getirmiştir. Son olarak Arapça dersinin ilkokul ikinci sınıflarda müfredata ekleneceği açıklanmış, fakat dersin zorunlu ya da seçmeli olacağı bilgisi henüz netlik kazanmamıştır.

 

Kaynakça

Şaşmaz, Aytuğ (Nisan, 2013), “Ak Parti’nin Eğitim Politikası Ne Yönde Değişiyor?”, Cilt II, Sayı 2, s.39-46, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: AnalizTürkiye

 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Şerif Hüseyin’in İhaneti… MEKKE ve MEDİNE NASIL DÜŞTÜ? ÖZAL BİR KAHRAMAN MIYDI… Sina Gürel Açıkladı: TÜRK ORDUSU'NA TUZAK!.. Türk Dünyasında Harzemşahlar Taşnak-Hoybun'u YOK EDİN EY HÜKÜMET! İngiliz Casusu Lavrens'in Anadolu'da Kışkırttığı Tek İsyan: 1930 AĞRI ERMENİ İSYANI! Putin'in Suriye'deki Bağlantıları Bakınız Kimler MUSUL Üzerinde Oynanan BÜYÜK OYUN!

Bakmadan Geçme!

KAPAT
TARİHTE BÜYÜK SELÇUKLULARIN BİLİNMEYENLERİ...