Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 52 görüntülenme )

İSRAİL YİNE ÖLDÜRDÜ!

Gerekçesine bir bakın...
İsrail askerleri Filistinli genci 'yanlışlıkla' öldürmüş!
 
İşgal ordusu Ramallah'ta öldürülen gencin saldırılarla ilgisi olmadığı halde yanlışlıkla öldürüldüğünü açıkladı.
 
İşgal güçlerinden yapılan yazılı açıklamada, işgal altındaki Ramallah kenti yakınlarında " bir grup Filistinlinin İsraillilere ait bir araca taş ve molotof atması sonucu üç İsraillinin hafif şekilde yaralandığı" belirtildi.
 
Olay yerindeki İsrail askerlerinin ateşle karşılık vermesi sonucu hayatını kaybeden bir Filistinli ile yaralanan dört kişinin ise "saldırı ile bir ilgisinin olmadığı, o esnada araçla olay yerinden geçmeye çalıştıkları" ifade edildi.
 
İsrail Ordusu Sözcülüğünden bir yetkili, " konuyla ilgili soruşturma açıldığını ancak şu ana kadar hiçbir asker hakkında işlem yapılmadığını" söyledi.
(AA)
 
Durum bu...

İsrail’in Filistinli sivilleri  öldürüyor ve dünya seyrediyor.

Türkiye ise İsrail ile anlaşmanın eşiğinde...

BİLGİ İÇİN:
 

 
İsrail-Filistin Savaşına Kısa Bir Bakış
 
Üç büyük din tarafından kutsal olarak nitelendirilen Filistin toprakları,
uzun yıllardır sömürgecilik altında kalmış, yakın tarihte ise İsrail’in işgaline maruz bırakılmıştır. Halen çözülemeyen İsrail-Filistin sorunu, Ortadoğu’nun bölgesel gücü olmaktan çıkmış ve uluslararası bir nitelik kazanmıştır.
 
Bölgede Arap-İsrail savaşlarının ve Filistin sorununun kökeni 19. yy’a dayanmaktadır. Siyonizm ve Arap milliyetçiliğinin kesiştiği bölgede Yahudiler tarafından tarihi anavatan olarak adlandırılan toprakları, Pan-Arap hareketi, Filistin Araplara ait olarak görür. İslamist düşüncede ise bu toprakların Müslümanlara ait olduğu kabul edilmektedir.

Politik hırs ve milliyetçiliğin de etkisiyle çatışmalar İsrail’in kurulduğu 1948 tarihinde savaşa dönüşmüştür. 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı sonrasındaki ateşkesle, geniş çaplı çatışmalar sona ermiş ancak savaş, yerel İsrail-Filistin çatışması şeklini almıştır.
 
1948'e girilirken Arap ve Yahudi birlikleri birbirlerinin elindeki topraklara saldırıyordu. Yahudi güçleri, İrgun ve Lehi militanlarının desteğinde, daha fazla ilerleme kaydetti; Yahudi devletine ayrılmış toprakların yanı sıra, Filistinlilere ayrılmış bölgeleri de ele geçirmeye başladı.
 
Irgun ve Lehi örgütlerinin militanları, 9 Nisan'da Kudüs yakınlarındaki Deir Yasin köyünde çok sayıda Filistinli'yi katletti. Katliam haberi, Filistinliler arasında hızla yayılıp dehşet yarattı ve yüz binlercesi Lübnan, Mısır ve şimdi Batı Şeria denen bölgeye kaçtı.
 
İsrail devleti ilan edildikten bir gün sonra, Ürdün, Mısır, Lübnan, Irak ve Suriye orduları, hemen İsrail'de işgale başladı ama püskürtüldüler. İsrail ordusu küçük bölgelerde süren direnişi de bastırdı. Ortaya çıkan ateşkes hatları, İngiltere mandasındaki Filistin'in çoğunluğunu İsrail'e bırakıyordu.
 
Mısır, Gazze Şeridi'ni elinde tuttu. Ürdün de Kudüs çevresindeki toprakları ve şimdi Batı Şeria denen bölgeyi ilhak etti. Bunlar, İngiltere manda topraklarının yüzde 25'ini oluşturuyordu. Bu durum 1967 savaşına dek sürdü.
 
1964'te Kudüs'te kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) hemen ardından Arap devletleri tarafından tanındı. Bu devletler FKÖ'nün esasen kendi kontrollerinde kalmasını istiyordu.
 
Ama Filistinliler
gerçekten bağımsız bir örgüt istiyordu ve 1969'da örgütün başkanlığını ele geçiren Yaser Arafat'ın amacı da buydu. Kendisine bağlı, beş yıl önce gizli olarak kurulmuş El Fetih örgütü, İsrail'e karşı operasyonlarıyla ün kazanıyordu.
 
El Fetih savaşçıları, 1968'de Ürdün'de İsrail birliklerine ağır kayıplar verdirdi.
 
İsrail ve Arap komşuları arasında artan gerginlik, 5 Haziran 1967'de başlayan 6 Gün Savaşları'na yol açtı. Orta Doğu anlaşmazlığının çehresi bu altı günde değişti.
 
İsrail, Mısır'dan Gazze ve Sina Yarımadası'nı, Suriye'den de Golan Tepeleri'ni aldı. Ürdün güçlerini de Batı Şeria ile Doğu Kudüs'ten çıkardı.
 
Mısır'ın güçlü hava kuvvetleri, savaşın ilk günü saf dışı bırakıldı. İsrail uçakları, daha başlangıçta Mısır hava kuvvetlerini havalanamadan yerle bir etti.
 
Toprak kazanımları İsrail'in kontrolündeki alanı iki katına çıkardı. Zafer, İsrail ve yandaşları için yeni bir güven ve iyimserlik havası yaratıyordu.
 
BM Güvenlik Konseyi, 242 sayılı kararı aldı. Kararda, savaşla toprak kazanımı reddediliyor, son çarpışmalarda ele geçirdiği yerlerden İsrail'in çekilmesi isteniyordu.
 
BM'ye göre, bu savaşta 500 bin Filistinli daha mülteci haline geldi; Mısır, Lübnan, Ürdün ve Suriye'ye göç etti.
 
Arafat liderliğindeki FKÖ ile Ebu Nidal gibi, FKÖ dışındaki Filistinli örgütler, İsrail ve diğer hedeflere karşı 1970'lerde bir dizi eylem düzenledi.
 
Kara Eylül diye de bilinen Ebu Nidal'in örgütü, 1972 Münih Olimpiyatları'ndaki eylemde 11 İsrailli sporcuyu öldürdü.
 
Filistin'in tamamını "kurtarmak" için silaha başvuran FKÖ'nün lideri Arafat,
bir yandan da BM'de barışçı çözümü savunduğunu anlatan ilk konuşmasını yaptı. Siyonist projeyi kınadı, ama ekledi: "Bugün bir elimde zeytin dalı, bir elimde kurtuluş savaşı veren birinin silahı var. Zeytin dalını düşürmeyin."
 
Bu konuşma, Filistinlilerin uluslararası tanınma çabalarına büyük katkı sağladı. Bir yıl sonra ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Harold Saunders, Arap-İsrail barışı müzakere edilirken Filistin halkının meşru çıkarlarının da hesaba katılması gerektiğini söylüyordu.
 
Bu gelişmeler yaşanırken İsrail 1982 yılında Lübnan’ı işgal ederek katliamlarına devam etti.
1987 yılına gelindiğinde ise
İsrail işgaline karşı intifada, yani kitlesel ayaklanma Gazze Şeridi'nde başladı; kısa sürede Batı Şeria'ya yayıldı.
 
Protestolar, sivil itaatsizlik şekline büründü. Genel grevler düzenlendi, İsrail ürünleri boykot edildi, duvarlara yazılar yazıldı ve yollarda barikatlar kuruldu. Ama uluslararası ilgi toplayan protesto şekli, ağır silahlarla donanmış İsrail askerlerine taş atan Filistinlilerdi.
 
İsrail ordusu karşılık verdi; çok sayıda Filistinli sivil yaşamını yitirdi. 1993'e kadar süren protestolarda toplam can kaybı bini aştı.
 
Haziran 1992'de İsrail'de sol kanadın, yani İşçi Partisi'nin iktidara gelmesi çok kuvvetli bir barış sürecini başlattı. Washington'daki ikili görüşmelerden sonuç alınamayacağı anlaşılınca gizli Oslo kulvarı 20 Ocak 1993'te açıldı. Norveç'in Sarpsborg kasabasında görülmemiş ilerleme kaydedildi. Filistinliler işgal topraklarından aşamalı çekilmeye başlaması karşılığında İsrail devletini tanımayı kabul ediyordu.
 
Görüşmeler İlkeler Deklarasyonu'nu getirdi. Bu belge Washington'da imzalanırken, Arafat ile Rabin arasındaki tarihi tokalaşmayı 400 milyon insan canlı izledi.
 
İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü, İlkeler Deklarasyonu'nun başlangıçta nasıl uygulanacağı konusundaki anlaşmayı Kahire'de 4 Mayıs 1994'te imzaladı.
 
İsrail, Gazze Şeridi'nin çoğunu terk ediyordu. Sadece Yahudi yerleşimleri ve etraflarındaki arazilerde İsrail varlığı sürecekti. Batı Şeria'da ise Eriha kentini Filistinliler'e bırakıyorlardı.
 
Filistin Kurtuluş Ordusu, İsrail birliklerinin boşalttığı yerlere konuşlandırıldı. Filistin Ulusal İdaresi, yani özerk yönetimin başkanı olarak Yaser Arafat vardı artık. 1996'daki seçim de bunu tescil etti.
 
1996 yılına girildiğinde anlaşmazlık yine kan dökülmesine yol açıyordu. Hamas örgütü İsrail içinde bir dizi intihar eylemleri düzenledi. İsrail, Lübnan'ı üç hafta süreyle bombaladı.
 
2002’ye kadar yapılan görüşmeler yetersiz kaldı ve Filistin’e baskınlar yeniden başladı.
İsrailli yetkililer
2002 yılı boyunca Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da düzenlenen operasyonların amacının Filistinlilerin terör altyapısını yıkmak olduğunu kaydediyordu.
 
2008 tarihine gelindiğinde ise Hamas'ın İsrailli sivillere ve askeri birimlere karşı kassam roketli saldırılar yaptığı gerekçesi ile başlattığı savaş. İsrail'in savaşta sadece 3 vatandaşı hayatını kaybederken yaptığı saldırılar nedeniyle Gazze'de 1133 insan hayatını kaybetmiş 4000'den fazla insan yaralanmış ve on binlerce insan evsiz kalmış ve yaşam alanını terk etmek zorunda kalmıştır.

Yapılan ateşkes ve görüşmelerin ardından bir süre yaşanan sakinlikten sonra 2014 yılında İsrail, Gazze şeridine tekrar saldırılara başladı. İsrail, rastgele açtığı ateşler sonucu birçok sivilin özellikle de çocukların ölümüne sebep oldu. Savaş iki tarafında galibiyetini ilan etmesiyle belirsiz bir hal aldı, bu nedenle günümüzde zaman zaman çatışmalar devam etmektedir.
 

 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Körfez Savaşı'nda Barzaniler Nasıl Parladı? İSLAM KARŞITLIĞI BÜYÜYOR Ankara'daki Canlı Bomba Niye Patladı ki... İşte Söylenmeyenler... Cengiz Çandar'ın "İNANILMAZ" Kehaneti Bakınız Nasıl Gerçek Oldu...

Bakmadan Geçme!

KAPAT
ABD ERDOĞAN'I NEDEN HEDEF ALDI? İşte Durum...