Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 2024 görüntülenme )

Ortadoğu Tevrat'a Göre mi Şekilleniyor... İşte Tevrat Bakınız Ne Diyor...

Bu her şeyi açıklıyor...

Üst Akıl ve TEVRAT

Bugün Ortadoğu’da gerçek bir savaş yaşanmaktadır. Ve bu savaşın daha büyük bir savaşa dönüşme riski büyüktür.

Bugünkü savaşlara giden yol ise, 1948’te İsrail’in kurulmasıyla açılmıştır.

1918’te, İngiltere’nin kurduğu Üst Akıl, Türkiye ve Ortadoğu’da kökleşmiş olan Tarikatın şeyhleri üzerinde oynayarak kendisine bir yol haritası çizmişti: Sevr!

Buna göre, Doğu Anadolu’da kurulacak bir Ermenistan ve bir Kürdistan eliyle Akdeniz’den Karadeniz’e giden kuşak örülecek, hem Rusya ile aralarında tampon olacak hem de Anadolu ele geçirilerek Türk varlığı ve hakimiyetine son verilecekti.

1918 itibariyle plan işte buydu.

İkinci Dünya Harbi’nden sonra bu güçlü Tarikatın siyasetine yön veren Üst Akıl, ABD’nin Ortadoğu’ya açılması ve İsrail devletinin kurulmasıyla ABD-İsrail yönetimine geçti.

Ve savaşlar başladı…

Milyonlarca insan öldürüldü; Batı ve Doğu’dan hiç ses çıkmadı hala da çıkmıyor.

Milyonlarca insan göç edip sefalete düştü; yine hiç ses çıkmadı, hala da çıkmıyor.

Görüyorsunuz işte, neredeyse bütün dünya Suriye’yi bombalıyor, bu bombarla her gün yüzlerce insan öldürülüyor, ama yine ses yok!

Neden?

Bugün Ortadoğu’da yaşanılan savaşların görünmeyen yüzünde ‘kutsal bir savaş’ yaşanıyor da ondan… Ve bu savaş Hıristiyan ve Musevi alemince destekleniyor.

İşin içine kutsallık, kutsal inançlar, kutsal mekanlar, kutsal topraklar girince bu sayılan alem bu savaşa destek veriyor çünkü -ne ürperticidir ki-  bu savaşın planları Tevrat’ta geçen ayetlere göre hazırlanmış…

İran ile Irak, 1980-88 arası sekiz yıl savaştı, değil mi?

Bu savaşta birbirlerini kırdılar, ekonomik ve insani kaynaklarını tükettiler değil mi?

İstenilmiş olsaydı, bu savaşa son verilemez miydi?

Verilirdi ama istemediler… Çünkü bu savaştan beklenen bugünkü savaşlara gidecek olan yolu açmasıydı, sonrası gelecekti… Adı savaş ama aslında Ortadoğu’da küresel güçler dengesini yeniden ayarlamak olan bu sinsi planlara Hıristiyan ve Musevi dünyasının desteğini sağlamak için de savaş planları Tevrat’ta geçen ayetler dikkate alınarak hazırlanmıştı.

Tevrat’ta geçen şu ayeti dikkatle okuyunuz:

 ‘Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Feryat edin! Tanrı diyor ki, Kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medleri onlara karşı harekete geçireceğim.

Medler İran’dı, Babil ise Irak…

Tıpkı Tevrat’ta geçen bu ayette olduğu gibi İran harekete geçirilerek, Irak’ın gücünün kırılması sağlandı. Aslında mesele Tevrat değildi, mesele Ortadoğu savaşlarının yolunu açmaktı, açtılar da…

1 ve 2’nci Körfez savaşlarıyla Irak’ı yakıp yıktılar, bir milyonu aşkın insanı öldürdüler. Bağdat’ta taş üstünde taş bırakmadılar, kadınlara tecavüz ettiler.

Bu savaş hala sürüyor…

Bakınız Tevrat’ta geçen ayete, Irak’ın yakılmasını, yıkılmasını, kadınlara tecavüz edilmesini,  -bu ayet doğru ise eğer- İsrail’in Tanrısı söylüyor:

 ‘Ben Tanrı, Sodom ve Gomora’yı nasıl yerle bir ettimse, Kildanilerin yüce gururu, Krallıkların en güzeli olan Babil’i de yerle bir edeceğim… Babil’i baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, yıkım süpürgesiyle süpüreceğim’…

Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor.

Feryat edin! Tanrı diyor ki… Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Herkes kovalanan ceylan gibi, çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, ülkesine kaçacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek.[1]

Şimdi tekrar bakınız Irak’a, neler görüyorsunuz:

Dünyanın öbür ucundan gelen ordu ABD ordusu, tecavüz edilen kadınlar da Babilli yani Iraklı…

Ve şimdi Suriye’ye bakınız… Suriye de yanıyor… Her gün insanlar öldürülüyor, üstelik Müslüman Müslüman’a kırdırılıyor…

Ve şimdi de Türk Ordusu Suriye’de…

Ve bu dünya kamuoyu bu savaşlara karşı hala sessiz.

Bakınız Tevrat’a, Şam için ne diyor:

‘Şam’la ilgili bildiri: İşte Şam kent olmaktan çıkacak, Enkaz yığınına dönecek. Aroer kentleri terk edilecek, hayvan sürüleri orada yatacak, onları ürküten olmayacak. Efrayim’de surlu kent kalmayacak, Şam’ın egemenliği yok olacak. Sağ kalan Aramlıların onuru İsrail’in onuru gibi kırılacak...

Eyvah, çok sayıda ulus kükrüyor, azgın deniz gibi gürlüyorlar. Halklar güçlü sular gibi çağlıyor. Halklar kabaran sular gibi çağlayabilir, Ama Tanrı onları azarlayınca uzaklara kaçacaklar. Rüzgarın önünde dağdaki saman ufağı gibi, Kasırganın önünde diken yumağı gibi savrulacaklar. Akşam dehşet saçıyorlardı, sabah olmadan yok olup gittiler. Bizi yağmalayanların, bizi soyanların sonu budur.’[2]

Ayet bu ve bakınız Şam’da hala taş üstünde taş kalmıyor…

Burada da mesele Tevrat değil, mesele Ortadoğu’da yeni güç dengelerini kurabilmek için savaş çıkartmak!

Peki, Tevrat’ın burada asıl rolü ne?

Teo-strateji dedikleri işte bu; insanların inanç kültürü üzerinde oynayarak bunu askeri, siyasi ve ekonomik güce dönüştürmek!

Şu anda…

Tüm dünya, buna ABD-AB-İsrail’in yanında Rusya da dahil, insanlarının inanç biçimleri üzerinde manipülasyon yapıyorlar. İnsanların kutsal inançlarını kışkırtıyorlar. Ve bu yolla, Ortadoğu’da başlattıkları savaşa kendi ülkelerindeki insanların destek vermesini sağlıyorlar.

Öyle ya, bir devlet halk desteği olmadan ister içte içte dışta bir savaşı nasıl sürdürebilir ki!

İşte bu yüzden bu dünya Ortadoğu’daki insan katliamına karşı sessiz!

 

Mesele sadece Tevrat’la sınırlı değil; bir de buna uygun hazırlanmış savaş planları var.imdi de bakınız yaptıkları bu savaş planlarına…

İşte İsrail’in Irak Planı:

 ‘Bir taraftan petrol zengini olan ancak diğer taraftan parçalanmış bir ülke olan Irak’ın İsrail’in hedeflerine aday olması garantidir. Bizim için Irak’ın feshi, Suriye’nin feshinden bile daha önemlidir.

Irak Suriye’den daha güçlüdür. Kısa vadede İsrail’in en büyük tehdidi Irak’ın gücüdür. Bir Irak-İran savaşı Irak’ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede çatışma organize etmesine imkan vermeden çökmesine sebep olacaktır.

Araplar arasındaki her türlü çatışma kısa vadede bize yardımcı olur ve Suriye ve Lübnan’da olduğu gibi önemli bir hedef olan Irak’ın parçalanması için yolu kısaltır.

Osmanlı döneminde Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etnik/dini bazda bölgelere bölünme mümkündür. Üç büyük şehir etrafında üç (veya daha fazla) eyalet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ve güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır. Mevcut İran-Irak çatışmasının kutuplaşmayı derinleştirmesi olasıdır.’[3]

İşte ABD’nin Irak Planı:

‘Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur’[4].

İşte İsrail’in Suriye planı:

 ‘Suriye etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam’da Kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak ve Dürziler de belki bize ait olan Golan’da, mutlaka Havran’da Kuzey Ürdün’de başka eyaletler kuracaklardır. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için garantör olacaktır ve bu hedef bugün bile erişebileceğimiz bir noktadadır.’[5]

Ortadoğu’da savaşlar henüz bitmedi, bu gidişle bitmeyecek… Bu coğrafyada iş ta bin yıl öncesindeki kutsal Haçlı savaşlarına dönüşüyor.

Daha sırada Mısır var, Mısır’la olan İsrail’in hesabı da henüz kesilmedi. Bu da kutsal savaşın bir parçası.

İşte Tevrat’ta yer alan Mısır’la ilgili ayet:

 ‘İşte Tanrı hızla yol alan buluta binmiş Mısır’a geliyor! Mısır putları O’nun önünde titriyor, Mısırlıların yüreği hopluyor.

Tanrı diyor ki, Mısırlıları Mısırlılara karşı ayaklandıracağım; Kardeş kardeşe, komşu komşuya, kent kente,  Ülke ülkeye karşı savaşacak. Mısırlıların cesareti tükenecek, Tasarılarını boşa çıkaracağım. Yardım için putlara, ölülerin ruhlarına, Medyumlarla ruh çağıranlara danışacaklar. Mısırlıları acımasız bir efendiye teslim edeceğim, Katı yürekli bir kral onlara egemen olacak.’[6]

Tevrat’ta geçtiği söylenen bu ayete paralel olarak İsrail’in Mısır planı da hazır:

’Mısır’ı coğrafi olarak farklı bölgelere bölmek İsrail’in Batı cephesindeki politik hedefidir. Mısır birçok otorite merkezine bölünmüş ve parçalanmıştır. Eğer Mısır parçalanırsa, Libya, Sudan ve hatta daha uzaktaki devletler mevcut şekilleri ile varlıklarını sürdüremez ve Mısır’ın çözülmesi ile birlikte onlar da çöküşe katılır.

Mısır’ın yukarı bölümünde Hıristiyan Kıpti bir devlet ile birlikte merkezi bir hükümet olmadan bölgesel güçleri ile bir kaç zayıf devlet düşüncesi tarihi gelişimin anahtarıdır ve barış anlaşması ile sekteye uğramış olsa bile uzun vadede kaçınılmazdır’[7].

Ve…

Herkesin bildiği ama bir tülü kamuoyunda kesin bir yargının oluşamadığı bir de Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklar meselesi var.

Arzı Mev’ud dedikleri bu meseleyi de Tevrat ayetlerle açıklıyor:

‘O gün Mısır’la Asur arasında bir yol olacak. Asurlu Mısır’a, Mısırlı Asur’a gidip gelecek. Mısırlılarla Asurlular birlikte tapınacaklar. O gün Mısır ve Asur’un yanı sıra İsrail üçüncü ülke olacak. Dünya bu üçü sayesinde kutsanacak. Tanrı, ‘Halkım Mısır, ellerimin işi Asur ve mirasım İsrail kutsansın’ diyerek dünyayı kutsayacak.’[8]

Tevrat diyor ki;

‘O gün Mısır ve Asur’un yanı sıra İsrail üçüncü ülke olacak. Dünya bu üçü sayesinde kutsanacak’.

Buradaki Mısır, bildiğimiz Mısır. Asur ise bildiğimiz Irak, eski uygarlıklarının adı bu.

İsrail Mısır-Asur ya da Mısır-Irak arasında nerede? Tam ortasında…

Yani?

İsrail Ortadoğu’da egemen güç olmak istiyor ve sınırlarını -tıpkı Tevrat’ta geçtiği gibi- Nil’den Fırat’a kadar uzanan toprakları işaret ediyor.

Yani vaat edilmiş topraklar. Yani Büyük İsrail.

MESELE ŞİMDİ ŞU; BUNA KARŞI TÜRKİYE NE YAPIYOR...

Erdal Sarızeybek



[1] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 13: 1-16.
[2] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 17.
[3] Oded Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’, Dünya Siyonist Dergisi Kivunim, Şubat 1982.
[4] Ralph Peters, ‘BOP’, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi, 1996.
[5] Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’.
[6] Tanah/Yeşaya, Bölüm 19:1-15.
[7] Yınon, ‘1980’lerde İsrail İçin Strateji’.
[8] Tanah/ Yeşaya, Bölüm 19:16-25

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tarih Yapan ve Yazan İmparatorluğun Kuruluş Hikayesi Kurtuluş Savaşı Kahramanlarımızdan Sütçü İmam Osmanlı'ya İsyan Eden Barzani'nin Bakınız Başına Ne Geldi... MİLLİ PROJE HALKEVLERİNİN TARİHİ

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Ve İsrail Konuştu...