Reklamlar
Anasayfa » Haber
05 Ocak 2017 ( 1485 görüntülenme )

Taşnak-Hoybun'u YOK EDİN EY HÜKÜMET!

Taşnak-Hoybun örgütü, Lübnan’da kuruldu, yıl 1927.
 
Hoybun örgütün kuruluş kongresini yapıldıktan sonra açıklanan ilk bildirinin ilk maddesi şu oldu;
“Birinci Kürt Kurultayı, barbar Türk rejiminin despotluğu altında ezilen Kürtlerin bulundukları tahaammül edilmez durumlarını, geniş çapta uygulanan katliamları ve de Kürt ulusunun özgür ve bağımsız yaşama özlemini gözönüne alarak, Türkiye Kürdistanı’nı bağımsız bir devlet haline getirmek amacıyla kurtarmaya karar vermiştir.”
 
Bu bildirinin son maddesi, Ermeni-Kürt ittifakının çerçevesini görmek açısından dikkat çekiciydi, şöyle diyor;Kurultay herekese duyurur ki, Ermenistan ve Kürdistan’da asırlardan beridir Ermeniler ve Kürtler yaşamaktadır. Onlar kendi bağımsızlıkları uğrunda çalışırken, ülkelerinin herhangi bir yabancı hakimiyetine bağlı olmasını reddederler. Çünkü bu iki ülke yalnız ve yalnız Ermeni ve Kürt uluslarına aittir [1].
 
Hoybun Ermeni-Kürt ittifakına uygun olarak, karşılıklı taahhütler yapılmış, ittifak senedi imzalanmıştı. Buna göre;Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan’ın ve birleşik bir Ermenistan’ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyarak, bu hakkın savunması için mümkün olan her türlü imkanı kullanarak birbirinin yardımına koşmayı taahhüt ediyordu.
 
Ortak düşman Turani-Türk öğesine karşı savunma ve saldırı işbirliği paktı olduğundan, taraflardan hangisi söz konusu düşmanın saldırısına uğrarsa diğer taraf saldırıyı püskürtmek için tek başına veya saldırıya uğramış tarafla birlikte harekete edeceğini kabul etmişti.
 
Ayrıca, Taşnak Sutyun Partisi ile Kürt Ulusal Cephesi Hoybun Ermenistan ve Kürdistan’ın kendilerine ait toprakları üzerinde bağımsızlıklarının tanınmaması nedeniyle Türkiye ile savaş içinde olduklarını ilan ediyorlardı” [2].
 
Örgütün kuruluşunda iki yıl sonra, dönemin Dahiliye Vekaleti’nin Başvekalet’e yazdığı 18.7.1929 tarihli ikinci bir gizli belgede, bu ittifakın detayları da yer alacaktır:
Suriye’de bir Kürt ordusu nüvesi vücuda getirildiği; bu orduda Ermenilere de görev verildiği; ordunun her bölüğünde kanatları muhafaza için ikişer makineli tüfek ve üç bataryalı cebel topçusu olduğu; İngiltere’den de üç uçak almak için çalıştıkları…[3] 
 
Kuruluşundan birkaç ay sonra Hoybun örgütü ile Ermeni Taşnaksutyun örgütü arasında bir ittifak anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre Taşnaksutyun adına Vahan Papazyan, Hoybun adına merkez komitesinden şu kişiler imza koymuşlardı; ‘Şükrü Sekban, Celadet Ali Bedirhan, Memduh Selim, Haco Ağa, Ramanlı Emin, Ali Rıza, Mustafa Şahin ve Süleymaniyeli Kerim’.
 
Hoybun örgütünün ilk başkanlığına, Celadet Ali Bedirhan seçildi.[4]
 
Hoybun Cemiyeti, Temmuz 1929’da, iki toplantı daha yaptı. Bu kez yer, Halep’ti...
Başta Celadet Ali Bedirhan, Memduh Selim, Cemilpaşazade Mehmet, Cemilpaşazade Kadri, Yado, Vahan Papazyan, Hırşak Papazyan ve Karabet olmak üzere 45 kişi katıldılar. 

Oybirliği ile şu kararlar alındı;
”Suriye’deki yerli ve Türkiye’den ‘firari Kürtlerden’ azami istifade edilmesi; Türkiye’ye karşı yapılacak herhangi bir hareketin tam ve mükemmel olarak ikmaline.”
 
Burada tırnak içinde yazılan ‘firari Kürtler’ şunlardır;
‘Firari Kürtler; Türk Kurtuluş Savaşı’nda işgalci düşmanla işbirliği yapmış, ülkesine ihanet etmiş, can yakmış, can almış ve sonra düşmana sığınıp Türkiye dışına kaçmış olan kişilerdir. İlk firari Kürtçüler arasında Cizreli Bedirhan ailesinden Kamuran, Celadet ve Halil Rami; Diyarbakırlı Cemilpaşazade Ekrem ve Mevlanazade  Rıfat Bey de bulunmaktadır.’ [5]
 
Hoybun örgütünün merkezi Şam’da idi. Türkiye’ye karşı eylemlerini buradan yönetiyordu, arkasında Fransa vardı.
Kürt Teali Cemiyeti, Türk- Kürt Hilafet Cemiyeti’ne dönüştürülmüş, İngiliz yönetimindeki Irak’ta faaliyet gösteriyordu. Merkezi Revanduz’daydı.
Örgütün başkanı Seyit Abdulkadir’in oğlu Şeyh Abdullah’tı.
Arkasında İngilizler vardı[6]
 
Hoybun’un kuruluşunda Bedirhanzadelerin aktif olarak yer aldığı çok açık ve belgelidir. Bedirhanzadelerin bu rolü, bugüne kadar yapılmış olan araştırmalarda hak ettiği ölçüde kendini gösteremedi. Araştırmacılar daha ziyade tarihsel akışına göre olayları alt alta yazıp sıralıyor, arka planda yer alan perde ise açılmıyor.
 
Bu konuya ilgi duymuş araçtırmacıların ortak fikri; Hoybun’un Şeyh Sait ayaklamasında yaşanılan bozgun üzerine kurulmuş olması üzerinde birleşiyor.
Bir diğer ortak düşünce ise; 1930 Ağrı isyanının bu örgüt tarafından tertiplenecek ve yönetilecek oluşudur.
 
Ağrı’da Ermenilerin ortaya çıkacak oluşu, akla Mikdat Mithat Bedirhan’la başlamış olan Bedirhan-Ermeni ilişkisini getiriyor. Hoybun ile Ermeniler arasındaki ilişkilerin bu boyutunu, Süreyya Bedirhan şöyle tanımlıyor;
Kuruluşundan sonra Hoybun’un ilk görevi Ermenilerle yeniden uzlaşma sağlamak ve mümkünse işbirliği yapmaktı( Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti Tüzüğü 15’nci maddeyi hatırlatıyor). Ben de Ermeni-Kürt ilişkilerinin pişmanlık ve şükran duygularının karşımıyla yazıyorum…
1927 Ekim’inde Kürtlerin savunucusu Hoybun ile Ermeni halkının temsilcileri Türkleri ortak düşman kabul ettiler ve dayanıklı ilgilerinin ortaklığı onları genel bir barışmaya götürdü. Kendi ırkım adına onların meşru ulusçul istekleri Bağımsız ve Birleşik Ermenistan’a saygı duyuyorum.’ [7]
Bedirhanlarda bu Ermeni aşkı aklı karıştırıyor, hangisi figüran diye düşünmeden edemiyor insan…
 
Hoybun arşiv bilgileri Türkiye’de hiç yayımlanmadı. Doğrudan bir belgeye ulaşılamıyor. Ancak Hoybun savunucularının elindeki belgeler, tesadüfen de olsa bazı yayınlarda yer bulmuş; bize de yararlanma imkanı verdi.
 
 Rohat Alakom, Hoybun ittifak anlaşmasının imzalı bir örneğini, Toplumsal Tarih Dergisi’nin 1998 yılı 59’ncu sayısında yayımladı.
Üstüne de, bu örgütün merkez dışındaki şubelerini açıkladı;
Hoybun’un Diyarbakır’da bir şubesi bulunmaktadır. Bu bölgedeki faaliyetler Cemilpaşazadeler tarafından yürütülmektedir. Kadri Cemil ve Ekrem Cemil(Babanlı paşazadeler), bunların başında gelmektedir. Paris’teki Hoybun temsilcisi Süreyya Bedirhan’dır. Lübnan şubesi ise Kamuran Bedirhan tarafından yürütülmektedir. Ürdün temsilcisi Ali Seydo, Mısır temsilcisi ise, aslen Siverekli olan M. Ali Avni’dir.’ [8].
 
Rohat Alakom’a göre, Hoybun Ermeni-Kürt ittifak örgütünün ilk başkanı olan Celadet Ali Bedirhan, Latin gramerinin yaratıcısı idi. Şam’da yayınladığı Hawar(1932-1943) ve Ronahi (1942-1943) adlı Kürtçe dergiler  modern Kürt edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahipti. Bunun yanında doğu ve dilbilimci Roger Lescot ile birlikte Kürtçe gramerin temel yapısını oluşturmuştu.
 
Kamuran Ali Bedirhan (1895-1946) da erkek kardeşi Celadet gibi aktif bir yayıncı ve yazardı. 1947’deki ölümüne kadar Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde Kürdoloji öğretti ..
En büyük erkek kardeş Süreyya Bedirhan da, diğer kardeşleri kadar editörlük yeteneğine sahipti. Modern çağın en önemli(!) Kürt organizasyonu olan Hoybun’un kurulmasında ve yönetilmesinde de kardeşlerine katıldı. [9]
 
Süreyya Bedirhan, Emin Ali Bedirhan’ın da oğluydu. Çerkez olan annesi doğumunun hemen ardından ölünce, babası Emin Ali Bedirhan bir kere daha Çerkez bir hanımla evlenmişti. Yeni karısı Semiha hanımdan beş oğlu ve bir kızı oldu; Celadet, Kamuran, Tevfik, Hikmet, Safter ve Meziyet. Erkek kardeşlerinden ikisi olan Celadet ve Kamuran daha sonra siyasi Kürtçülükte öne çıktılar.
 
Hoybun örgütünün üyelerinde biri de Dr. Mehmet Şükrü Sekban’dı. Şükrü Sekban, 1881’de Diyarbakır/Ergani’de doğmuştu. 1908 ve 1918’de açılan Kürtçü cemiyetlerin kurucuları arasında yer aldı. Zamanla Kürtlerin Turan kökenli olduğunu anlayınca, 1933 yılında “Fransızca Kürt Sorunu” adlı bir kitap yazarak bu gerçeği itiraf etti ve Kürtlerin Orta Asya’dan gelmiş olduklarını anlatarak diğer Kürtçülere yanlış yoldan geri dönemleri için nasihatlerde bulundu.
Dr. Sekman, 1960’ta, İstanbul’da vefat etti [10].
 
Hoybun ittifakının Ermeni kanadı, tarihi ve kültürü ile bu coğrafyada yaşayan önemli bir etnik unsurdur. Bu noktada Ermeni Taşnaksutyun örgütünün Hoybun eliyle siyasi hedeflerine ulaşmayı amaç edinmiş ve bu amaçla da çok farklı din ve etnisiteleri bir araya getirmek için siyasi bir yapı kurmuş oldukları görülüyor.
 
Bu yapının, Kürt kimliği üzerinden Kuzey Irak coğrafyasında yaşayan insanların Doğu Anadolu’da Ermenilerle birleşmesini sağlayacak bir noktada yoğunlaştığı da anlaşılıyor. Tarihsel süreçteki isyanlar, Halid-i Nakşibendiliğin buradan çıkıp Orta Doğu’ya yayılışı ve kurulan ittifakların özellikleri bu sırrı dışa vuruyor.
 
Amaç ise hiç değişmiyor; önce Anadolu ile Asya arasındaki bağları kopartabilmek…

Şimdi soruyoruz: PKK HOYBUN'un uzantısı olduğuna göre, HOYBUN bir Ermeni çetesi olduğuna göre nasıl oluyor da bu iş Kürt sorunu oluyor?

Erdal Sarızeybek
 
 


[1] Rohat Alakom, ‘Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar’, Toplumsal Tarih Dergisi, s. 29, Yıl: Kasım 1998, Sayı: 59.
[2] Taşnak-Hoybun, Editör Yavuz Selim, s. 82,83. İleri Yayınları, 2005.
[3] Y rd. Doç. Dr. Yusuf Sarınay, ‘Hoybun Cemiyeti ve Türkiye’ye karşı faaliyetleri’, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 40.
[4] Alakom, ‘Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar’, Toplumsal Tarih Dergisi, s. 58.
[5] Dr. Bilal N. Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 67 Bilgi Yayınevi, 2009.
[6] Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 147.
[7] Süreyya Bedirhan, ‘Kürt Davası ve Hoybun’, s. 56, Çev: Dilara Zirek, Med Yayınları, 1994.
[8] Alakom, ‘Hoybun’, Toplumsal Tarih Dergisi, Yıl, 1998, Sayı: 59.
[9] Bedirhan, ‘Kürt Davası ve Hoybun’, s. 9.
[10] Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt II, s. 143. 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tevrat'a Göre İsrailoğullarının En Büyük Korkusu! ABD İddianamesinden Erdoğan-Bilal Ses Kaydı Çıktı! Gerçekten de Bu AKP Bu Sığınmacıları Neden Çok Seviyor... DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE GERÇEKLEŞEN SOYKIRIM: SREBRENİTSA

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İSRAİLOĞULLARININ VAAT EDİLMİŞ TOPRAK MESELESİ NEDİR?