Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 76 görüntülenme )

Terör Şemdinli'yi Neden İlk Hedef Aldı?

Terörün vurduğu ilçe: ŞEMDİNLİ…

15 AĞUSTOS 1984’TE NE OLDU?
 
Terörün vurduğu ilçe: ŞEMDİNLİ…
 
 “Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”
 
Mustafa Kemal Atatürk, 20 Ekim 1927
 
Hüseyin Tilki anlatıyor[1];
 
“...14 Ağustos’u 15 Ağustos’a bağlayan gece Abdullah Ekinci bizi topladı. Kürdistan Kurtuluş Birliği HRK’nin kurulduğunu belirtti ve bildirisini okudu. Ayrıca bölgede faaliyet gösterecek olan 21 Mart adlı Silahlı Propaganda Takımı’nın kurulduğunu da açıkladı[2]
 
Abdullah Ekinci bu şekilde açıklamalarda bulunduktan sonra örgütçe Şemdinli ilçesinin basılacağını açıkladı . Bu şekilde açıklama yapıldıktan sonra ben Abdullah Ekinci, Tekin kod adlı şahısla birlikte Seferi Yılmaz ve Abdülmecit Yılmaz’la buluşmak üzere Altınsu köyünün güneybatısındaki vadiye gittik. Orada Seferi ve Abdülmecit’le buluştuk. Yanlarında Mahmut Bilici de vardı. Kendileri örgüt mensupları için yiyecek temin etmişlerdi”…
 
Şemdinli baskınına katılan Seferi Yılmaz’ı tanırsınız, hani şu Şemdinli’de meydana gelen bombalama olayının aktörü, hani şu kitapevine bomba atıldığı iddia edilen kişi...
 
9 Kasım 2005′te kendisine ait kitapevinde bir el bombası patlamıştı. Olayla ilgili yapılan hazırlık soruşturması sonunda bir iddianame hazırlanmıştı; Şemdinli İddianamesi.
 
Anımsanacağı üzere patlamada bir kişi hayatını kaybetmiş, bombayı attığı öne sürülen bir kişinin sığındığı otomobil bazı kişiler tarafından durdurulmuş ve içindeki üç kişi (PKK itirafçısı Veysel Ateş ile astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz) tartaklanarak polise teslim edilmişti. Olay yerinde yaşanan karmaşada güvenlik güçlerine saldırıda bulunulmuş ve bir kişi de burada hayatını kaybetmişti.
 
Ardından yapılan soruşturmada, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da olayların içine çekilmişti. Adalet Bakanlığının soruşturma savcısı hakkında işlem başlatması, bunun sonucu savcının ihraç edilmesi ve dosyanın askeri savcılığa intikali ile olaylar durulmuş gibi görünse de, bugün dahi tartışması sürmektedir.
 
İşte bu Seferi Yılmaz, 26 yıl önce Şemdinli baskınına katılan terörist Seferi Yılmaz’dır.
 
PKK neden Şemdinli’yi hedef seçmişti?
 
Binbaşı Cem Ersever;
 
“Abdullah Öcalan Şemdinli üçgenini sakız gibi çiğner, devamlı söyler bunu. Bunun sebebi vardır. Tabii o bölgede bir zamanlar neydi sloganı; her şey bir parça özgür vatan için. Her şey bir parça özgür vatan toprağı için dediği yer Şemdinli bölgesidir. Ama bu Şemdinli’ye gerilla güçlerinin girip orayı işgal etmesi anlamında değildir. Bu karakollara saldırıyla ele geçirecek. Strateji budur. Bu nedenle saldırıyor[3].”.
 
Şemdinli baskınına katılan teröristler Irak kuzeyindeki Lolan kampından gelmişlerdir. Lolan Barzani bölgesidir, Hakurk’un hemen güneyindedir. 1982 yılında yapılan Barzani-PKK ittifakı sonucunda bu kamp yeri PKK’ya tahsis edilmiş ve teröristler eylem hazırlıklarını burada yapmıştır. Eylem sonrası da yine buraya dönerek çalışmalarına devam etmişlerdir.


 
Lolan-Şemdinli hattı sanıldığı gibi gizli bir güzergah değildir; Ari gediğinden başlar, Hacıbey çayını geçer, Gasto-Karakoç-Ortaklar üzerinden Şemdinli’ye ulaşır. Dönüş yolu da aynıdır. Süresi iki gece yürüyüştür. Birinci gece Ortaklarda mola verilir, ikinci gece ise Şemdinli’ye varılır, üstelik gecedir kimse görmez.
 
Melese şudur; Ersever’in bu bildiğini Özal siyaseti bilmiyor mudur?
 
Hüseyin Tilki;

”…Bu buluşmadan sonra Tekin kod adlı şahıs ile Mahmut BİLİCİ Irak’a gittiler. Biz Seferi YILMAZ ve Abdülmecit YILMAZ’ı alarak buluşma yerine gittik. Abdullah EKİNCİ orada eyleme katılacak şahısları iki gruba ayırdı. Birincisi, saldırı grubu idi. Sorumlusu Abdullah EKİNCİ’ydi[4]
 
İkinci grup olan propaganda ve ajitasyon grubunda, Zeki kod adlı Mehmet Emin TAŞDAN sorumlu idi[5]. Her iki grubun yapacağı açıkça anlatıldı. Eylem saati olarak, saat 21.30 tespit edildi. Eyleme iştirak edecekler bu şekilde gruplandırıldıktan sonra saat 21.l0’da Şemdinli girişindeki trafonun yakınında toplandık”...
 
Örgüt neden Şemdinli’yi hedef seçmiştir, çünkü Şemdinli ülkemizin Ortadoğu’ya açılan kapısıdır. Şemdinli hem Irak’a yani Babil’e hem de İran’a yani Pers’e açılır.
 

Barzani peşmergesinin en güçlü olduğu bölge Şemdinli güneyi, Irak kuzeyidir.
Örgüt Şemdinli’de eylem yapmakla dikkatleri bu bölgeye çekmiş ve Irak-İran-Türkiye üçgeninde bir güç olduğunu halka göstermiştir. Bu gücün gölgesinde hem Irak kuzeyinde hem de üçlü sınırda yapılanmıştır.
 
Bu yapıyla kaçakçılığı kontrol altına alarak milyonlarca dolar kaynak elde etmiştir. Bu yapıyla Suriye ve Irak’ta yaşayan Kürt kökenleri insanları da etki alanı içerisine almıştır. Aynı zamanda İran’da örgütlenmiştir.
 
Örgütün en önemli terör ini Hakurk’tur. Hakurk’un ülkemize açıldığı kapı ise Şemdinli’dir. Baskınla örgüt, Şemdinli’de bir direniş noktası teşkil etmiş ve hala bu bölgede Türkiye’ye karşı direnmektedir.
 
 Olaya bu açıdan bakıldığında PKK terör örgütü, eylem hedefi olarak Şemdinli’yi seçmekle Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan “Kürt Kapısı”nı kontrol altına almıştır ve bu durum örgüt lehine artarak devam etmektedir.
 
İsterseniz açın televizyonlarınızı, dinleyiniz örgütün Hakkari’de, Yüksekova’da, Çukurca ve Şemdinli’de neler yaptığını…
 
Hüseyin Tilki;

 “…Saat 21.10’da saldırı grubu olarak biz hareket ettik. Seferi Yılmaz, Şemdinli ilçesini iyi bildiği için bize kılavuzluk yapıyordu. Baran, Mehmet Ağaaslan ve Celal’i Jandarma Karakolu karşısındaki cami ile yol arasına yerleştirdi. Bizi de yanına alıp önceki plan gereğince inşaat halinde olan Askerlik Şubesine götürdü. Askerlik Şubesi inşaatının üst katına yerleştiğimizde bende Bisifing denilen roketatar, Şerif'te G-1, Halit’te Diktiriyof, Hamit’te G-1 silahları vardı. Önce ben roketatarla gazinoya hedef alıp bir el ateş ettim. Roketatar ağaca çarptı. Bana verilen talimata göre bir mermi daha kullanmam gerekirdi...”
 
Şemdinli baskını terörün siyasetini görmek için de önemli bir vakadır.
Siyaset, gerek iç gerekse dış siyaset, açık yüzünü Şemdinli baskını ile göstermiştir. Siyaset bu baskına sıradan bir olay gibi bakmıştır. Üç beş eşkıya diyerek geçiştirmiştir.
Siyaset, teröristleri cezalandırmak yerine bölgedeki memurlarını cezalandırmıştır, görevlerini ihmal ettikleri ve baskına neden oldukları için.
 
Özal’ın 84-93 dönemi karanlık bir dönemdir ama bir gün mutlaka, bizim yazdıklarımız ve sizin okuduklarınızla aydınlanacaktır. Çünkü biz 84’ten 91’e ne olup bittiğinin farkına varamadık, kimse anlatmadı, belki de biz anlayamadık.
92’de farkına vardığımızda ise iş işten geçmişti…
 
Hüseyin Tilki;

İkinci mermiyi atmaktan vazgeçtim. Diğer arkadaşlarım subay gazinosunu sürekli olarak ateşe tuttular. 4 dakika kadar ateş ettikten sonra inşaattan inip çekildik. Abdullah Ekinci, Dişsiz Mahmut, Seferi Yılmaz, biz yukarıda gazinoya ateş ederken onlar da gazinoyu hedef alarak ateş etmişlerdi... 10 dakika kadar sonra tamamen Şemdinli’yi terk ettik ve trafonun yanında saldırı grubu olarak buluştuk. Zaten birlikte geri çekilmiştik. Propaganda ve ajitasyon grubu silah seslerinin kesilmesi üzerine onlar da geri çekilip, trafonun yanına gelmişlerdi”...
 
Şemdinli baskını budur.
Önceden planlanmış bir eylemdir.
Hazırlıkları da yıllarca önce yapılmıştır.
Bu hazırlıklar Suriye, Lübnan, İran ve Irak’ı kapsamaktadır.
Örgüt beş yıl içinde uluslararası ilişkilerini yapılandırmıştır.
 
Aslında görevini ihmal eden siyasi otoritedir. İstihbarat elbette ki örgüt hakkındaki bilgileri üst makamlara taşımıştır, tıpkı Cem Ersever’in yaptığı gibi. Ama sorumlu makam sahipleri bunu görmezden gelmiştir.
 
Şemdinli saldırısı planlı mıydı derseniz eğer dinleyiniz Cem Ersever’i;
“Sene 1984. Bu adamlar gökten zembille gelmediler. 15 Ağustos Eruh ve Şemdinli baskınları oldu. Şemdinli’ye otuz kırk militan geldi. Uzaktan şöyle tarayıp roket attılar.
 
Devlet ne yaptı? Şemdinli’deki taburun komutanını emekli ettik, tedbirsizlikten dikkatsizlikten. Ertesi gün Eruh saldırısı oldu. Kırk altı kişiyle saldırdılar. Eruh’taki bölüğün komutanı da emekli edildi. Bölük komutanı zaten izindeydi. Ancak yine de emekli edildi.
 
Şimdi her saldırıda adamları emekli edeceksiniz, o bölgede görev yapanların tümünü emekli etmek gerekir. Çünkü basılmadık yer kalmadı. Daha dün Şırnak. Gelin, Şırnak Komutanı Mete Sayar’ı emekli edelim! Zihniyet yanlıştı yani. Bu saldırılar gökten zembille yapılmadı. Gerilla faaliyetinin geçmişi vardı. Yıllarca bu bölgede çalıştılar. Kuzey Irak’tan geldiler, Suriye’den geçtiler. Keşiflerini yaptılar. Üs bölgelerini tesis ettiler.[6]!”



 
Şemdinli bir başlangıçtı örgüt için. Dikkati çekti, sesini duyurdu ve bu eylemiyle halk içinde otorite oldu, kendisinden korkulan ve sözlerine itaat edilmesi gereken bir örgüt durumuna geldi.
 
Bu otorite benzer şekilde hudut boylarından yapılan kaçakçılık bölgelerine kaydı ve bu tarihten itibaren örgüt rüyasında görse inanamayacağı kadar para kazandı, örgütü de bu parayla finanse etti.
 
 Özal siyasetinin bu körlüğü bizi Halepçe’ye taşıdı.
 
ABD’nin yol vermesiyle Saddam Halepçe’de katliam yaptı, ama acısını biz çektik. Tam acılar bitti derken 90 Körfez krizine düştük, sığınmacılar sardı dört bir yanımızı, ekmeğimizi böldük paylaştırdık ama yine kaybeden biz olduk.
 
Türkiye bugün işte o yılların sancılarını yaşıyor…
 


[1] Kod adı Tilki. Gerçek adı Ali Ozansoy, PKK terör örgütü üyesi. Örgütün kurulduğu 1978’den beri örgütsel faaliyetler içindedir. İfadesi Öcalan davası tutanaklarından alınmıştır.
[2] … 21 Mart Silahlı Propaganda Birliğinde ben Bilal kod adlı Hüseyin TİLKİ, Osman TEKİN, Dişsiz kod adlı İrfan PERVANE, Sarı Ömer kod adlı Mustafa ÖMÜRCAN. Kemal, Halit, Nasır, Cuma, Hamit, Cemal, Faysal, Velat ve Şerif kod adlı şahıslardan oluşuyordu. Daha sonraları Celal kod adlı şahıs HRK’den ayrıldı. Yerine Sarı Hüseyin kod adlı şahıs katıldı.
[3] Soner Yalçın, araştırma, Binbaşı Ersever’in İtirafları, s.93. Doğan Kitap, 2008.
[4] Birinci grup; Mahmut kod adlı İrfan PERVANE, Baran,  Nasır kod adlı Mehmet AĞAASLAN, Celal,  Seferi YILMAZ, Halit, Hamit, Şerif ve ben Hüseyin TİLKİ görev aldılar..
[5] İkinci grupta,Sarı Ömer, Osman TEKİN, Hasan ÇAVUŞ, Cuma Velat, Cemal, Faysal, Kemal ve Abdülmecit isimli kod adlı ve hakiki isimli şahıslar yer aldılar.
[6] Binbaşı Ersver’in İtirafları, araştırma, Soner Yalçın, 2003, Doğan Kitapçılık. 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Faisal Finans'tan Çıkan Zemzem Kuyusundaki Yeşil Dolarlar Şimdi Nerede?.. Tevrat'ın Ayetlerinde BÜYÜK SURİYE SAVAŞI... Türkiye’nin KırmızıÇizgileri Neydi, Ne Oldu... MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ KİMDİR? İşte Özgeçmişi...

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Şeyh Mahmud Berzenci Bir İşbirlikçi mi yoksa Kahraman mı?